COĞRAFYA KONU ANLATIMI

TÜRKİYE’DE MADENLER VE ENERJİ KAYNAKLARI

TÜRKİYE’ DE MADENLER VE ENERJİ KAYNAKLARI

 Ülkelerin zenginliği, sahip olunan yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından ikiye ayrılır. Yer kabuğunun derinliklerinde bulunan ve ekonomik değer taşıyan minerallere maden denir.

Maden yatağının bulunduğu alanı ve madenin kalitesini belirtmek için bazı terimler kullanılır.

Maden yatağında bulunan ve henüz işlenmemiş toplam maden miktarına rezerv, maden yatağından çıkarılan taş ve toprakla karışık maden miktarına tuvenan, maden yatağından çıkarılan mineral maddenin taş ve topraktan ayrıldıktan sonra elde edilen net maden miktarına da tenör denir.

Bor mineralleri, genellikle eski göl tabanlarında oluşmuş tortul depolar içerisinde bulunur. Bor minerallerinin kullanım alanı oldukça fazladır.Roket ve jet yakıtları ile enerji üretimi, cam, cam yünü, porselen, hijyen ve temizlik ürünleri, fotoğrafçılık, çimento, ilaç ve boya sanayisi bu madenin kullanıldığı başlıca alanlardır. Türkiye, sahip olduğu yaklaşık 3,2 milyar tonluk bor mineralleri rezervi ile dünyadaki toplam rezervin yaklaşık %72’sini elinde bulundurmaktadır. Kırka (Eskişehir), Bigadiç (Balıkesir), Kestelek (Bursa) ve Emet (Kütahya) Türkiye’de bilinen bor yataklarıdır.

Demir, demir-çelik sanayisinin ham maddesi ve tüm metaller içinde en çok kullanılanıdır. Demir; düşük fiyatı ve yüksek mukavemet özelliği ile otomotiv, gemi yapımında ve binaların yapısal bileşeni olarak kullanılmaktadır. Türkiye’nin toplam demir cevheri rezervi, yaklaşık 960 milyon ton olup bunun yaklaşık 122 milyon tonu ekonomik olarak işletilebilir durumdadır. Ülke genelinde işletilen orta büyüklükteki başlıca demir yatakları; Divriği (Sivas), Hasançelebi (Malatya), Avnik (Bingöl), Feke-Mansurlu (Adana) ve Kesikköprü’de (Kırıkkale) bulunmaktadır .

Bakır, çok eski çağlardan beri kullanılan yumuşak ve metalik bir madendir. Geçmişte süs eşyası ve silah yapımında faydalanılan bakırın kullanım alanı bugün çok daha fazladır. İyi bir iletken olan bu maden, elektrik santrallerinde ve kablo yapımında kullanılır. Diğer kullanım alanları; elektrik- elektronik sanayisi, kaynak işleri, kimya sanayisi, kuyumculuk, boya sanayisi ve turistik eşya yapımı şeklinde sıralanabilir. Türkiye’nin yıllık tuvenan bakır üretimi 5-8 milyon ton arasında değişmektedir . Türkiye’de bakır madeni; Murgul (Artvin), Çayeli (Rize), Küre (Kastamonu) ve Maden’de (Elâzığ) çıkarılmaktadır.

Krom, demir-çelik sanayisinin önemli bir hammaddesidir. Metalurji sanayisinde paslanmaz çelik yapımında kullanılan krom, bu özelliğinden dolayı metal ve silah endüstrisi için oldukça önemlidir.

Ülke genelinde önemli krom yatakları; Guleman Bölgesi, Sivas-ErzincanKop Dağ Bölgesi, Fethiye KöyceğizDenizli Bölgesi, Mersin-Adana-Kayseri Bölgesi, Bursa-Kütahya-Eskişehir Bölgesi ve İskenderun-Gaziantep Bölgesi’nde bulunmaktadır.

Boksit, sanayide değişik alanlarda kullanılmaktadır. Alüminyumun ham maddesi olan boksit; hafif ve dayanıklı olduğundan uçak sanayisinde, otomobil, ev eşyaları ve elektrik malzemelerinin yapımında kullanılır. Ayrıca bu madenin elektrik-elektronik sanayisinde, konserve ve ambalaj sanayisinde, izolasyon malzemelerinin yapımında ve inşaat sektöründe de kullanımı mevcuttur.

Türkiye’nin başlıca boksit yatakları; Seydişehir (Konya), Kokaksu (Zonguldak) ve Payas’ta (Hatay) bulunmaktadır.

Kurşun ve çinko madenleri genellikle bir arada bulunur. Kurşunun en önemli kullanım alanı akü imalatıdır.Yer altı haberleşme kablolarının izolasyonu, benzin içindeki oktanın ayarlanması, renkli televizyon tüpleri ile mühimmat yapımı, kurşunun diğer kullanım alanlarıdır. Çinko, en çok galvanizlemede kullanılmaktadır. Türkiye’nin başlıca kurşun-çinko yatakları; Balya (Balıkesir), Yenice (Çanakkale), Keban (Elazığ), Bolkar Dağları, Zamantı (Kayseri), Akdağmadeni (Yozgat) ve Doğu Karadeniz’de yer almaktadır.

Manganez; yer kabuğunda genel olarak demir, baryum, kobalt ve çinko cevherleri ile birlikte bulunur.Manganez, demir-çelik sanayisinde çeliği sertleştirerek sert ve dayanıklı sanayi çeliği üretimi ile kimya sanayisinde kullanılır.En önemli manganez yatakları Tavas’ta (Denizli) yer almaktadır.

Baritin %85-90’ı sondaj sektöründe kullanılmaktadır. Bu madenin diğer kullanım alanları; çeşitli boyaların yapımı, cam sanayisi, lastik sanayisi, seramik sanayisinde seramik cilası, X ışınlarını zararsız hâle getirme özelliğinden dolayı röntgen çekimleri, nötronları engelleme özelliğinden dolayı atom reaktörleri şeklinde sıralanabilir.

Ülkemizde barit madeni; Alanya ve Gazipaşa (Antalya), Elbistan (Kahramanmaraş), Çanakkale, Eskişehir, Giresun ve Muş’ta bulunmaktadır.

Fosfat kayasının %85’i gübre olarak %15’i de yem, gıda, deterjan, alaşım metalürjisi, kâğıt, kibrit, harp ve kimya sanayilerinde kullanılmaktadır. Türkiye’deki fosfat yatakları Mazıdağı (Mardin), Adıyaman, Bingöl, Şanlıurfave Bitlis’te yer almaktadır. Türkiye tuz yatakları bakımından zengin bir ülkedir. Kaya tuzu yatakları, Tersiyer’de kapalı göl havzalarındaki suların buharlaşması sonucu oluşmuştur. Tuzun önemli kullanım alanları; insan gıdası, hayvan beslenmesi, dericilik, konservecilik, kimya sanayisi ve buzlanmaya karşı kara yollarının tuzlanması şeklinde sıralanabilir. Türkiye’de tuz üretiminin %28’i Çamaltı’nda (İzmir) deniz suyundan, %64’ü Tuz Gölü, Seyfe Gölü ve Palas Gölü’nden, kalanı da kaya tuzu yataklarından karşılanmaktadır. Türkiye’nin önemli kaya tuzu yatakları Çankırı, Gülşehir (Nevşehir), Yerköy (Yozgat) ve Tuzluca’da (Iğdır) bulunmaktadır.

Lüle taşı; genellikle beyaz veya pembe-kırmızı renklerde, hafif ve parlak yüzeyli olup süs eşyası, takı ve pipo gibi eşyaların yapımında kullanılır. Dünyanın birçok yerinde bulunabilen bu taş Türkiye’de Eskişehir ve civarında çıkarılıp işlenmektedir.
Oltu taşı; genellikle siyah renkte, bazen de kahverengi olup küçük süs eşyaları ve tespih yapımında kullanılan değerli bir taştır . Topraktan ilk çıktığında yumuşak olan oltu taşı hava ile temas ettiğinde sertleşir. Kullanıldıkça parlayan bu taş, Erzurum’un Oltu ilçesinde çıkarılıp işlenmektedir.

Mermer yatakları, kireç taşının başkalaşım geçirmesi sonucu oluşur. Türkiye, yaklaşık 5,1 milyar m³lük rezervi ile dünyanın önemli mermer – üreticileri arasında yer almaktadır.

Marmara Adası (Balıkesir), Balıkesir, Bursa, Bilecik, Muğla, Afyon, Burdur ve Denizli mermer yataklarının bulunduğu başlıca illerdir.

Taş kömürü yatakları I. Jeolojik Zaman’da oluşmuştur. Türkiye’de taş kömürü yatakları, Ereğli- Zonguldak-Amasra Havzası’nda yer alır. Ülke genelinde toplam 1,3 milyar tonluk taş kömürü rezervi olmasına rağmen bunun 506 milyon tonu işletilebilir durumdadır. Türkiye’de 2017 yılında 1 764 028 ton taş kömürü üretimi gerçekleşmiştir. Taş kömürü, yüksek kalorili olduğundan çoğunlukla demir-çelik sanayisinde yakıt olarak kullanılmaktadır. Ayrıca bu madenden Çatalağzı Termik Santrali’nde elektrik üretmek amacıyla da yararlanılmaktadır.

Linyit, III. Jeolojik Zaman’da oluşmuş ve taş kömürüne göre daha düşük kalorili bir madendir. Türkiye, linyit yatakları bakımından oldukça zengindir. Türkiye’de 2017 yılında 84 303 092 ton linyit üretimi gerçekleşmiştir. Linyit çıkarılan önemli yerler; Elbistan (Kahramanmaraş), Soma (Manisa), Tunçbilek, Seyitömer, Tavşanlı (Kütahya), Çan (Çanakkale), Yatağan (Muğla), Çeltek (Amasya), Nallıhan, Çayırhan (Ankara), Dodurga (Çorum) ve Aşkale (Erzurum) şeklinde sıralanabilir. Türkiye’de üretilen linyitin yarıdan fazlası termik santrallerde, geriye kalan kısmı ise konutların ısıtılmasında ve sanayide kullanılmaktadır. Soma (Manisa), Seyitömer ve Tunçbilek (Kütahya), Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy (Muğla), Afşin-Elbistan (Kahramanmaraş), Çayırhan (Ankara) ve Orhaneli (Bursa) linyitle çalışan önemli termik santraller arasında yer almaktadır.

Petrol, III. Jeolojik Zaman’da oluşmuş arazilerde bulunan önemli bir yer altı kaynağıdır. Türkiye’de ilk kez 1940 yılında Raman Dağı’nda (Batman) çıkarılmıştır. Türkiye, 2017 yılı itibarıyla 324 milyon varil ham petrol rezervine sahiptir. Günümüzde başlıca petrol çıkarılan alanlar; Batman, Adıyaman, Siirt ve Diyarbakır’da yer almaktadır. Çıkarılan petrol; Batman, Kırıkkale, İzmit ve İzmir’deki rafinerilerde işlenmektedir. Türkiye’nin 2017 yılındaki petrol tüketimi 550 bin varil civarındadır. Bu tüketimin %5,4’lük kısmı yerli üretim olup geri kalan kısmı ithalat yoluyla karşılanmıştır. Türkiye’nin petrol ithalatı büyük oranda İran, Irak, Rusya, Suudi Arabistan, Kazakistan gibi ülkelerden yapılmaktadır.

Doğal gaz; kükürt bileşikleri, kül gibi partikülleri yaymadığı için diğer fosil yakıtlara göre daha temiz bir enerji kaynağıdır.

Bu nedenle kullanım alanı yaygınlaşan doğal gazın Türkiye’de üretimi azdır.

Hamitabat (Kırklareli) ve Çamurlu (Mardin) başlıca doğal gaz çıkarılan yerlerdir. Türkiye’deki doğal gazile elektrik elde edilen termik santraller; Hamitabat (Kırklareli), Ambarlı (İstanbul) ve Ovaakça’da (Bursa) bulunmaktadır.

Nükleer enerji, nükleer santrallerde uranyum atom çekirdeklerinin parçalanması sonucu açığa çıkan enerjidir. Türkiye, Akkuyu (Mersin) ve Sinop’ta nükleer santral kurmak için çalışmalara başlamıştır. Türkiye’nin yaklaşık 10 bin ton uranyum, 380 bin ton da toryum rezervi bulunmaktadır. Türkiye’nin en önemli toryum yatağı Sivrihisar’dadır (Eskişehir).

Su gücü (hidroelektrik) enerjisi, yenilenebilir temiz enerji kaynaklarındandır. Türkiye’nin yüksek ve engebeli olması, hidroelektrik potansiyelinin yüksek olmasını sağlamıştır. Ortalama yağış miktarının yıllara göre değişmesi, hidroelektrik enerji üretiminin dalgalanmasına neden olmaktadır.

Güneş enerjisi, çevre temizliğine olan katkısından dolayı fosil yakıtlara alternatif bir enerji kaynağıdır. Günümüzde konut, iş yeri ve seraların ısıtılması, sıcak su temini, tarım ürünlerinin kurutulması gibi birçok alanda kullanılan bu enerji kaynağı elektrik enerjisine çevrilebilmektedir . Bu enerji üretimine önem veren Türkiye’de son yıllarda güneş santrallerinde önemli bir artış söz konusudur.

İç ve güney kesimlerde oldukça yaygın olan bu santrallerden (Kayseri, Konya, Balıkesir, Denizli, Mersin vb.) 2018 yılı sonunda Türkiye’deki toplam elektrik üretiminin yaklaşık %2,5’i karşılanmıştır.

Rüzgâr enerjisi, çevreyi kirletmeyen temiz ve tükenmez bir enerji kaynağıdır. Bu enerjinin en büyük dezavantajı rüzgârın değişken karakterli olmasıdır. Rüzgâr türbinleri, hareket hâlindeki havanın kinetik enerjisini öncelikle mekanik enerjiye ve sonrasında elektrik enerjisine dönüştüren makinelerdir. Türkiye’de 2018 sonu itibarıyla işletmede olan lisanslı rüzgâr enerji santrallerinin kurulu gücü 7 005 MW’tır. Rüzgâr enerjisinden özellikle Balıkesir, İzmir, Manisa, Hatay, Osmaniye, İstanbul ve Çanakkale illerinde elektrik üretme amaçlı yararlanılmaktadır.

Jeotermal enerji; yer altı suyu sıcaklığına bağlı olarak elektrik üretiminin yanı sıra konut ve seraların ısıtılması, termal turizm ve endüstri gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Bu enerjinin en önemli avantajları; yenilenebilir ve kesintisiz olması, düşük maliyetli olması, çevre kirliliğini minimum seviyede etkilemesi, aranması ve işletilmesinde ileri teknoloji gerektirmemesi ve yerli enerji kaynağı olması şeklinde sıralanabilir. Aktif bir tektonik kuşak üzerinde bulunan ve zengin jeotermal kaynaklara sahip olan Türkiye’de son yıllarda bu enerjinin kullanımına yönelik önemli yatırımlar yapılmıştır.

Biyokütle; sürdürülebilme, kolay bulunabilme, çevreye zarar vermeme gibi önemli avantajlara sahip olan yenilenebilir enerji kaynağıdır. Biyokütle enerjisi, bitki ve hayvan atıklarının uygun teknoloji ve yöntemler kullanılarak enerjiye dönüştürülmesi ile elde edilir.

Örneğin odun, tarımsal atıklar (saman, mısır koçanları, pamuk atıkları vb.), kanalizasyon atıkları, endüstriyel organik atıklar (kâğıt endüstrisindeki siyah likör, şeker sanayisindeki küspe) vb.

Türkiye’de Madenler ve Enerji Kaynaklarının Etkin Kullanımı
Madencilik sektörü, sanayi ve enerji sektörünün çeşitli kollarına ham madde sağlamaktadır. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri madencilik sektörü üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Gelişmiş ülkeler; madenleri ham madde olarak ithal eder, sanayi tesislerinde işleyerek mamul maddeye dönüştürür ve satar. Bu sayede ekonomiye daha fazla gelir sağlanmış olur. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise madenleri işleyecek sanayi kolları yeterince gelişmemiştir. Bu yüzden madenleri ham madde olarak ihraç etmek bu tür ülkelerin ekonomilerine pek katkı sağlamaz.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir