BİYOLOJİ KONU ANLATIMI

CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞİKLER

CANLILARIN YAPISINDA BULUNAN TEMEL BİLEŞİKLER

 Canlılar elementlerden oluşmuştur. Tek hücrelilerden çok hücrelilere kadar her canlının toplam kütlesinin yaklaşık %98’i karbon, hidrojen, oksijen, azot, fosfor ve kükürt elementlerinden oluşur. Bu altı elementin yanı sıra 92 doğal elementin %20-25’i canlıların sağlıklı olarak gelişip üreyebilmesi için gereklidir.

İNORGANİK BİLEŞENLER

  •  İnorganik bileşenler, temel element olarak karbon içermeyen bileşiklerdir.
  • Yapılarında karbon ve hidrojen atomunu birlikte bulundurmazlar.
  • Sindirime uğramazlar.
  • Hücre zarından doğrudan geçebilirler.
  • Enerji vermezler.

SU

  • Canlı vücudunda en çok bulunan bileşiktir.
  • İyi bir çözücüdür.
  • Vücut ısısının ayarlanmasını sağlar.
  • Özgül ısısı  yüksektir. Sular yavaş ılır yavaş soğur.
  • Su moleküllerini bir arada tutan, hidrojen bağlarının etkisiyle oluşan kuvvete kohezyon denir.
  • Suyun başka moleküllere tutunmasını sağlayan kuvvete adezyon denir.

ASİTLER VE BAZLAR

ASİT

  • Suda çözündüğüne suya H+ iyonunu verir.
  • Genellikle tatları ekşidir.
  • Mavi turnusol kağıdını kırmızıya çevirirler.

BAZ

  • Suda çözündüğünde suya OH- iyonunu verir.
  • Genellikle tatları acıdır.
  • Kırmızı turnusol kağıdını maviye çevirirler.

TUZ VE MİNERALLER

  • Asit ve bazın nötrleşme tepkimesi ile birleşmesi sonucu tuz ve su oluşur.

HCl(Hidroklorik asit)+ NaOH(Sodyum hidroksit)  NaCl(Tuz) + H2O(Su)

  • Hücre sitoplazmasında ve hücreler arası sıvılarda tuzların belirli bir yoğunlukta bulunması metabolik açıdan oldukça önemlidir.
  • İnsan vücudu en çok kalsiyum, sodyum, potasyum ve magnezyum
    tuzlarına ihtiyaç duyar.
  • Tuzların fazla miktarda tüketilmesi, kalp ve böbrek rahatsızlıklarına
    ayrıca kan basıncının yükselmesine neden olabilir.
  • Mineraller, canlılar tarafından sentezlenemez; vücuda asitler, bazlar, tuzlar  ya da besinler yoluyla alınır.
  • Mineraller,vücudun yapısına katılırken aynı zamanda düzenleyici (kofaktör)olarak da görev alır. Eksikliklerinde veya fazlalıklarında metabolik faaliyetler aksar.

İnsan vücudunun gereksinim duyduğu bazı mineraller ve görevleri

Magnezyum; insanlarda kemik ve dişlerin, bitkilerde ise klorofilin yapısına katılır. Birçok enzimin yardımcı kısmıdır (kofaktör). Kas ve sinir sisteminin çalışması için gereklidir. Eksikliğinde sinir sistemi bozuklukları görülür.

Fosfor; nükleik asitler, ATP ve hücre zarının yapısına katılır. Kemik ve diş oluşumunda görev alır. Eksikliğinde kemik ve diş gelişiminde problemler görülür. Fazlalığı kemiklerde kalsiyumun azalmasına neden olur.

Potasyum; kalp ritmini düzenler, asit-baz ve su dengesini ayarlar. Sinir hücrelerinde uyartı iletimi için gereklidir. Vücuda yeterli potasyum alınmadığında kaslarda kramp, kalp ritminde bozukluk, yorgunluk, hâlsizlik ayrıca sindirim bozuklukları görülür. Potasyum fazla alındığında ise böbrek ve kalp sorunları ile el ve ayakta karıncalanma meydana gelir.

Kalsiyum, kemik ve dişlerin yapısına katılır. Sinir ve kas fonksiyonları için gereklidir. Kanın pıhtılaşmasında görev alır. Kalsiyum eksikliğinde kemiklerde yumuşama ve eğilmeler görülür. Kalsiyum, vücuda fazla alındığında böbrek taşı oluşumuna ve kireçlenmeye neden olur.

Klor; mide özsuyu oluşumunda, asit-baz dengesinin sağlanmasında, hücre içi ve dışı su dengesinin ayarlanmasında görev alır. Klor eksikliğinde sindirim sorunları ortaya çıkar.

Sodyum; asit-baz ve su dengesinin ayarlanmasında görev alır, kas kasılması ve sinir hücrelerinde uyartı iletimi için gereklidir. Eksikliğinde iştah azalması ve kas krampları görülür.

Demir, alyuvarlarda bulunan hemoglobinin yapısına katılır. Demir eksikliğinde anemi (kansızlık), tırnaklarda çökme, bitki yapraklarında sararma gözlenir. Fazla miktarda demir alınması zehirlenmelerin yanı sıra hücrelerin erken yaşlanmasına ve damar sertliğine neden olur.

İyot, tiroit bezinden salınan tiroksin hormonunun yapısına katılır. İyot eksikliğinde basit guatr hastalığı gözlenir. Çocukluk döneminde iyot az alındığında büyüme ve zekâ geriliği görülür .

Flor, diş sağlığının korunması için önemlidir. Florun az alınması diş ve kemik gelişimini aksatırken fazla alınması dişlerde kalıcı sararmaya neden olur.

Kükürt, bazı amino asitlerin sentezi için gereklidir. Eksikliğinde deride solgunluk, fazlalığında ise alerjik rahatsızlıklar oluşur.

Çinko, bazı enzimlerin yapısına katılır. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirir. Eksikliğinde tırnaklarda beyaz lekeler, ciltte akne oluşumu, saç dökülmesi ve bağışıklıkta zayıflama görülür. Çinkonun fazla alınması gözlerde ve ciltte sararmaya, baş dönmesine ayrıca yüksek ateşe neden olur.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.