TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS KİTABI CEVAPLARI

9.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS KİTABI SONUÇ YAYINLARI SAYFA 76-80 CEVAPLARI

9.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERS KİTABI SONUÇ YAYINLARI SAYFA 76-80 CEVAPLARI

 

Bu yazımızda 9.Sınıf Sonuç Yayınları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Ders Kitabı sayfa 76-77-78-79-80 cevaplarını hazırladık.

 

9.Sınıf TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Ders Kitabı Cevapları Sonuç Yayınları 2020

 

2020-2021 TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ders kitabı cevapları sizlerin gelişimine katkı sağlamak amacıyla alanında uzman hocalarımız tarafından hazırlanmıştır. TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI   ders kitabı cevaplarını öncelikle kendinizin yapmasını daha sonra eksik ve hatalı yerlerini sitemizden düzeltmenizi öneririz.

 

9.Sınıf TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Ders Kitabı Cevapları Sonuç Yayınları Sayfa 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151 ve diğer sayfa cevaplarını sitemizde bulabilirsiniz.

 

2020-2021 9.Sınıf  Sonuç Yayınları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Ders Kitabı Cevaplarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

 

9.Sınıf Sonuç Yayınları TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI  Ders Kitabı Sayfa 76-77-78-79-80  Cevapları

 

 

9.Sınıf  TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Sonuç Yayınları Ders Kitabı Sayfa 78 Cevabı 2020

 

1. “Bingöl Çobanları” adlı şiirde sözü edilen çobanın hangi özellikleri ön plana çıkarılmıştır? Okuma yazma bilmeyen bu çoban, zamanın geçtiğini nasıl belirlemektedir?

Cevabımız: Okuma yazması olmayan, sade bir yaşamı olan kendi halinde bir çobandan bahsedilmektedir. Zamanın geçtiğini tabiatı izleyerek onunla kucaklaşarak belirlemektedir.

 

 

 

 

 

2. Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum,
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan doldurup destimizi Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.
“Bingöl Çobanları” şiirinin ilk bölümünde konuşan kişi şair değil, çobandır. Şair burada âdeta kendini silerek çobanı hâkim kılmaktadır. Bir şiirde konuşan, şairin sesini ve söyleyişini emanet ettiği kişi ya da varlığa söyleyici denir. Siz de şiirin son bölümünde konuşan kişiyi, söyleyiciyi belirleyiniz.

Şiirde birden fazla söyleyici tercih edilmesinin şiire katkısını tartışınız.

Cevabımız: Bu, şairin, şehrin gürültülü hayatından usanmış olmasıyla izah olunabilir. Şâir, şehir hayatından memnun olmadığı için, bu basit Anadolu çocuğunun yaşayış tarzına gıpta ediyor ve onun şahsiyetiyle kaynaşıyor. Şiirine çobanı hâkim kılması, kendi yerine onu konuşturması, aynı psikolojik temayülün estetik görünüşüdür.

Bu biyografik bilgiyi şunun için veriyoruz: Kemalettin Kamu, ruhunda daima Bingöl çobanlarının hâtırasını taşımıştır. Şiiri, bu bakımdan içindeki çocuğun projeksiyonu mahiyetindedir. Çoban çocukla kaynaşmasının psikolojik sebebi budur.

 

 

 

 

 

3. Söyleyicinin Bingöl yaylalarının her karışında, yaşadığı ve tanık olduğu acı hatıralara şiirden örnekler gösteriniz.

Cevabımız: Sevdiğine kavuşamaması, başka köye gelin gitmesi ve okuma yazması olmaması örnek verilebilir.

 

 

 

 

 

4. Okuduğunuz şiirde üzerinde söz söylenen, fikir yürütülen hangi olay, düşünce veya durumdan söz edilmektedir? Buradan hareketle şiirin temasını belirleyiniz.

Cevabımız: Köy ve çobanlık yaşamındaki olayların şairin hayatını nasıl etkilediği anlatılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

5. Söyleyiciye “kaval”ın uzun uzun anlattığı Anadolu gerçeği nedir? Bu “gerçek”ten hareketle çobanları anlayabilen, Anadolu insanıyla empati kuran, diğer insanların kişiliklerine değer veren söyleyicinin nasıl bir sosyal ortamda yetişmiş olabileceği hakkındaki düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

Cevabımız: 2.soruda  cevap verilmiştir. Yazar burada kendini ele almakta  ve içindeki çocuğun çobanın durumunu, hatırasını ele almıştır.

 

 

 

 

 

 

6. “Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek” dizesinde duygular abartılı bir şekilde aktarılmıştır. Bir durumun ya da özelliğin bu şekilde olduğundan büyük gösterilmesine mübalağa (abartma) denir. Mübalağa sanatına şiirde başka örnekler gösteriniz.

Cevabımız: Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi dizesinde her zaman yapılmayan bir şeyi abartarak her gün yapmış gibi izlenim verilmiştir.

 

 

 

 

 

1. ETKİNLİK 

Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
“Suna”mın başka köye gelin gittiği akşam.

Bu dizelerde sevgili narinliği ve güzelliği bakımından “suna”ya benzetilmiş ancak sadece suna söylenerek sevgili kastedilmiştir. Kendisine benzetilen söylenmiş ama benzeyen söylenmemiştir. Bir teşbihte benzeyen ya da kendisine benzetilenle yapılan sanata istiare denir. Sadece kendisine benzetilenle yapılan istiareye açık istiare denir. “Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!” dizesinde bayrak, kaşları çatılmış bir insana benzetilmiş ancak insan ( kendisine benzetilen ) açıkça söylenmemiştir. Sadece benzeyenle yapılan bu istiareye de kapalı istiare denir.

Siz de şiirin aşağıdaki dizelerinde geçen istiareyi bulunuz.

Cevabımız :Vahşi kayaları insana benzetmiştir.Fakat benzetmenin unsurlarından yalnızca birini –vahşi kayayı-söyleyip diğerini söylememiştir. Kapalı istiare vardır.

Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,

Cevabımız : Bu söz sanatları anlama dayalı söz sanatları olup bu tarz sanatların şiirde kullanılması şiire estetik anlamda güzellik katmaktadır. Şiirde önemli olan düz bir anlatım değil dolaylı olarak ifade edilmesidir. Bunu da mecazımürsel, istiare, teşbih gibi sanatlarda kolaylıkla bulabiliriz. Mesela

İki kapılı bir handa

Gidiyorum gündüz gece

dizelerinde iki kapılı han dünya hayatı olup iki kapısından da kasıt olarak doğum ve ölüm ifade edilmiştir. Bu durum şiire ayrı bir güzellik katmakla birlikte bunu dizeleri ” Bu dünyada gece gündüz gidiyorum.” şekline çevirirsek anlatım sadeleşip sıradanlaşır.

 

 

 

 

 

8.            

Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla

Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.

Yukarıdaki dizelere hâkim olan duyguyu bulunuz. Bu dizelerden anladıklarınızı sözlü olarak ifade ediniz.

Cevabımız: Günün bitişiyle birlikte çobanın ya da insanın ayrılığı daha baskın şekilde hissetmesinden bahsetmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

9.Sınıf  TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Sonuç Yayınları Ders Kitabı Sayfa 79 Cevabı 2020

 

2. ETKİNLİK 

Şiirin “Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun” dizesinde şehrin uğultusundan usanan varlık ruh değil, kişinin kendisidir. Benzetme amacı güdülmeksizin bir kelimenin başka bir kelime yerine kullanılmasına mecazımürsel (ad aktarması) denir. Ad aktarmaları; iç-dış, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer- insan, yer-olay gibi ilgilerle verilir. Bir şiirde şairin mecazımürsel, istiare, teşbih gibi söz sanatlarına başvurmasında nasıl bir amaç olabilir? Tartışınız.

Cevabımız: Bir sözcüğü benzetme amacı gütmeden, gerçek anlamı dışında başka bir sözcüğün yerine (Parça-bütün, iç-dış, neden-sonuç, yazar-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler kurularak) kullanma sanatıdır. Anlatımı güçlendirmektedir. Sanatsal yapıyı daha iyi kurgulamaya yaramaktadır.

 

 

9. “ Bingöl Çobanları ” şiirinin son bölümünde “alçak gönüllü olma, diğer insanların kişiliklerine değer verme, toplumu önemseme ” tutum ve davranışlarından hangisine vurgu yapılmıştır?

Cevabımız :Alçak gönüllü olmaya vurgu yapılmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

9.Sınıf  TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Sonuç Yayınları Ders Kitabı Sayfa 80 Cevabı 2020

 

4. ETKİNLİK 

Aşağıda “Bingöl Çobanları” şiirinden bir bölüm verilmiştir. Bu bölümde geçen sıfatları bularak türlerine göre tabloya yazınız.
Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum,
Bu dağların eskiden âşinasıdır soyum,
Bekçileri gibiyiz, ebenced buraların.
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan, doldurup testimizi Kırlara açılırız çıngıraklarımızla;
Kırlarda buluşuruz kızımız, karımızla.
Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı,
Her adım uyandırır acı bir hatırayı:

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir